Maradona ve mirası Arjantin sınırları içinde kutsiyet taşır. Bu kutsallığı Arjantin halkı başta olmak üzere futbol camiası, dünyanın dört bir yanında hala derinlerinde hissediyor…
ondortnumara’da bu sayının konusu Diego Armando Maradona. O ki bir değil birden çok neslin yeşil saha sevdasını yeşertmiş ve sonraki nesillere aktardığı ve aşıladıklarıyla futbola olduğundan daha şiirsel bir dil kazandırmış. Biz de Maradona’yı doğduğu, büyüdüğü ve köklerinden kopmadan bağlı kaldığı Arjantin’e sorduk.
Portekiz’de “Arjantinli misin? Messi’ye bayılıyorum, keşke Sampaoli yerine gerçek bir hocanız olsaydı da Dünya Kupası’nı alsaydınız” diyerek tanıştığım, 5 ayımın neredeyse her gününü birlikte geçirdiğim değerli dostum Emiliano Enrique beni kırmadı. Arjantin’in Diego’ya bakış açısını, etkisini, siyasi zorlukların içinde olduğu ışığı, Messi’yle yakınlığını ve çok daha fazlasını konuştuk.
Her şeyden önce Emiliano’ya “Futbolun ötesinde, Maradona Arjantin halkı için ne ifade ediyor?” diye sorduk, Emi “Diego popüler bir idol. Hayattayken sürekli spot ışıklarının altındaydı ve günlük yaşamdaki aktivitelerde rol alıyordu. Şimdi o yok ve zor zamanlarda kendisini anıyoruz (yardımına dua ediyoruz). Bazılarının onun futbolculuk yaşantısıyla şöhret hayatı arasında bir ayrım yapmamız gerektiğine inanıyor. Fakat kimileri onun eşsiz bir değer olduğunu, hepimiz gibi onun insan olduğunu ve mükemmel olmadığını savunuyor. Ona karşı tutumun böyle olmasının birçok sebebi var, tartışmalı bir hayatı ve ağzına geleni ortalıkta söyleyen bir yapısı vardı. Ne olursa olsun biz Diego’yu seviyoruz ve yaşamış en mükemmel Arjantinlilerden biri olduğunu düşünüyoruz.” diye cevapladı.
Emiliano Diego’nun en özel yanlarından birini köklerine olan bağlılık olarak vurguluyor. Maradona’nın Buenos Aires’in kenar mahallelerinden Villa Fiorito’da büyüdüğünü ve ailesiyle beraber kendilerini yağmur suyundan dahi koruyamayan bir çatının altında tek göz odada yaşadığını anltıyor. Ancak Emi kendisi Diego’yu özel kılan noktaları “En zor zamanlarda köklerini unutmadı. Diego bizim ülkemize olan sevgimizi ve vatani simgelerimizi temsil ediyor. O sadece Arjantin karizmasının canlı bir örneği değildi, aynı zamanda çok zeki ve komik bir insandı. Son olarak Diego hayatımızın bir parçasıydı, onu parlak yıllarında sahada görmeyenlerin bile hayatlarının bir parçasıydı çünkü her birimizin içinde ona gönderme yapan mutlu bir anı vardır.” diye anlatıyor.
Emiliano’ya Maradona’nın saha dışındaki hayatının bazen saha içindeki hayatının önüne geçtiğini ve bunun Arjantin’deki yansımalarını da soruyoruz. Emi “Maradona birçok diğer şeyin yanında en fazla kadınlar ve uyuşturucuyla gündeme geldi. Daha önce de söylediğim gibi kimisi onun bu iki hayatını ayırmayı seçerken bazıları daha kompleks bakabiliyor. Yaptığı hataları haklı çıkarmaya gerek yok, bir ünlü olarak hayatı her zaman kamuoyunun ilgi odağı oldu. Ancak ben pek çok kişinin yaptığı gibi onun baba-kız ve baba-oğul ilişkilerini değerlendirmezdim. Putlarla ilgili gerçek şu ki, onları tanrılaştırmamalı veya onlara tapmamalıyız; onların kültürümüze ve yaşamlarımıza olan katkılarını, kusurlarını dikkate alarak kabul etmeliyiz.” diyerek cevaplıyor.
Ulusal Değil, Uluslararası Kahraman
1970’ler özellikle politik açıdan yalnızca Arjantin için değil tüm kıta için zorluydu. Güney Amerika, soğuk savaşın en fazla etkilediği, askeri cuntanın ve gerillaların çatışmalarından halkın en fazla mağdur olduğu kıta olarak dikkat çekiyordu. Kıtanın en büyük ekonomilerinden Arjantin için bu cendereden kaçış imkansızdı. Öyle ki onlar, Birleşik Krallık gibi, kendi bayraklarındaki güneşi, dünya üzerinde batmayan tek ülke olarak sembolize eden bir belayla karşı karşıyaydılar. Ucunun 1982’deki Falkland Savaşı’na kadar dayandığı zorlu süreç, halkı fazlasıyla etkilemişti ve bir futbol dehası, bir halkın umut güneşi olmak için doğmayı bekliyordu.
O günleri anlatan Emiliano “70’lerde birçok Güney Amerika ülkesi diktatörlükle yönetiliyordu. Arjantin, yalnızca ekonomik bir felakete değil aynı zamanda halkımız arasında kan gölüne yol açan en kötü rejimden muzdaripti. Ülkemizdeki 78’ Dünya Kupası’nda Maradona 18 yaşında bir genç yıldız olduğundan kadroya alınmadı. Turnuva sırasında takım gollerini sıralarken aynı anda ülkede insanlar işkence görüyor ve stadyumlardan birkaç blok ötede çocuklar kaçırılıyordu” sözlerini söylüyor. Emi, bir Arjantinli olarak Falkland olarak bilinen savaşa ülkesindeki gibi Malvinas diyerek “Ülkemde söylendiği gibi bu ismi kullanmayı seçiyorum. Bu savaş tükenmekte olan diktatörlüğün başta kalması adına son denemeydi. Bu konuya değinmeyeceğim ama ölü sayımız ve Margaret Thatcher’ın emriyle ARA Belgrano kruvazörüne yapılan saldırı gibi gerçekleştirilen suç eylemleri nedeniyle Malvinas ülkede derin bir yara bıraktı” sözlerini söylüyor.
Emiliano o zorlu süreçlerden halk desteğiyle nasıl çıkıldığını bunun üstüne Diego’nun yalnızca Arjantin halkı için değil farklı ırktan, milletten insanlar için de nasıl bir büyük mutluluk kaynağı olduğunu işte bu sözlerle anlatıyor: “Benim büyüklerim ve onların büyükleri soğukta karda çok daha donanımlı bir orduya karşı savaşan askerlerimiz için yardımlar topladılar, bağışlar yaptılar. Arjantin takımı da bunu yaptı ve katkıda bulunanlardan bir tanesi Diego’ydu. Orduya 100 milyon pezo bağışladı. Her neyse, Maradona ve Malvinas’ı düşündüğümüz zaman unutamadığımız şey şüphesiz 1986 Dünya Kupası çeyrek finalinde Maradona’nın attığı Tanrı’nın eli ve yüzyılın golü. O ikonik anlar sadece Arjantin halkı tarafından bir tür telafi olarak yaşanmadı… Hem Bangladeşlilerin hem de Hintlilerin, Arjantin’e olan sempatisinin İngiliz sömürge mirasından dolayı bu olaydan kaynaklandığı söylenir.”
O ikonik anlar sadece Arjantin halkı tarafından bir tür telafi olarak yaşanmadı… Hem Bangladeşlilerin hem de Hintlilerin, Arjantin’e olan sempatisinin İngiliz sömürge mirasından dolayı bu olaydan kaynaklandığı söylenir.

Küresel Yas…
Dünya spor tarihinde Maradona gibi figür bulmak zor. Ancak onlardan biri Brezilya’da Ayrton Senna ismiyle yaşadı. Formula 1 efsanesi genç yaşta Tamburello virajında geçirdiği kaza sonucu öldükten sonra halk “Ne ekonomimiz, ne eğitimimiz ne de sağlık sistemimiz iyiydi? Hayatımızda sadece neşe vardı. Artık o da yok” demişti. Maradona her ne kadar kariyerini sürdürürken hayatını kaybetmemiş olsa da hayata genç yaşta gözlerini yumdu. Emiliano’ya bu durumun Arjantin halkına nasıl hissettirdiğini sorduk.
Emi, “Öldüğü günü hatırlıyorum. Pandeminin patlak verdiği dönemdi. Bir anda öldüğüne dair birçok mesaj almaya başladık (Kutluhan’ın da içinde bulunduğu Whatsapp gruplarında arkadaşlarımızla bilgilerimizi paylaştık). Ölüm haberi onaylanınca binlerce insan cenazesinin de kaldırıldığı Casa Rosada’nın (Arjantin Hükümet Binası) önünde toplandı. Büyük bir kalabalık idolünün yasını tutuyordu ve ülke çapında sergilenen kolektif acıdan kaynaklanan kişisel acı duygusunu asla unutmayacağım. Şu ana kadar yıldönümü hâlâ anılıyor, hepimizin bildiği gibi, sadece burada değil, her yerde…” diyerek anlattı.
Öldüğü günü hatırlıyorum. Pandeminin patlak verdiği dönemdi. Bir anda öldüğüne dair birçok mesaj almaya başladık.

Keçiler Arası Rekabete Gerek Yok
Konu Arjantin futbolu olunca Emi’ye Maradona ve Messi arasındaki karşılaştırmaları da sorduk. Öyle ki Diego bir nesle, Leo bir diğer nesle büyük sevinçler yaşattı ve Dünya Kupası zaferleri getirdi. Bu ikili birbirleriyle sürekli karşılaştırıldı. Emi konu hakkında “Diego ve Lionel birbirlerini fazlasıyla severler ve saygı duyarlardı. Birkaç gün önce Leo Altın Top ödülünü aldığında Maradona’nın 63. doğum gününe denk geliyordu ve sahne onu unutmadı, kutladı. En başta gazeteciler onları karşılaştırırken Leo için milli takımda turnuva kazanamayışını argüman olarak sunuyorlardı. Leo’yu buradaki başarısızlığıyla suçluyorlar, Diego’daki “t*şakların” onda olmadığını söylüyorlardı. Sonunda, Lionel hak ettiğini aldıktan sonra, aynı eski gazeteciler ve hatta politikacılar, Lionel’in gerçek dürüst değerleri temsil ettiğini savunarak Diego’nun mirasını küçümsemeye başladılar. Onların göremediği ama bizim gördüğümüz aslında birbirlerini tamamladıkları ve bir zamanlar Arjantin’i dünyanın önünde büyük yapanlar arasında rekabete gerek olmadığıdır.” diye konuştu.
Diego’daki “t*şakların” onda olmadığını söylüyorlardı. Sonunda, Lionel hak ettiğini aldıktan sonra, aynı eski gazeteciler ve hatta politikacılar, Lionel’in gerçek dürüst değerleri temsil ettiğini savunarak Diego’nun mirasını küçümsemeye başladılar.

Her Rengin Efsanesi
Emi şimdilerde Buenos Aires’te akademi hayatına atılım aşamasında olsa da bir Santa Fe’li. O bir Colon de Santa Fe taraftarı. Maradona ise Arjantin’de Boca Juniors ve Newels Old Boys takımlarıyla özdeşleşmiş bir efsane. Hem bu iki takımı tutmaması vesilesiyle kendisinin de empati yapmasını rica ederek ona diğer takım taraftarlarının Maradona’ya yaklaşımını sorduk. Emi de “Maradona kariyerine Argentinos Juniors kulübünde başladı ve önce Boca Juniors’ta sonra Avrupa takımlarında oynadı. Futbolcu olarak son takımı Newells’tı fakat hoca olarak son dansı ciddi bir başarısı olmayan Gimnasia La Plata’yla idi. Diego’nun Napoli’de olduğu gibi baş altı takımlara katılmaya ilgisi vardı. Ancak buradaki herkes Diego’ya saygı duyuyor, hatta onun ezeli rakipleri olanlar bile. Neyse, Diego’nun çok çeşitli takımlarda formalı fotoğrafı var, hatta benim desteklediğim Colon de Santa Fe’yle bile.”
Diego’yu onu sevenlerden dinlemek, onu izleyenlerden duymak ve betimlemelerle onu hayal etmek her zaman onun dönemine yetişemeyen futbol severler için özel hissettirmiştir. Futbolun “Ah keşke”leri vardır. Bizim üzerinde çalıştığımız siteyi açarken en büyük keşkelerimizden biri Johan Cruyff’tü elbette. Ancak bu spor o kadar güzel, tarihinde o kadar derin izler barındırıyor ki o izlerin en görkemli olanlarından birine sahip Maradona da o keşkelerin en seslilerinden birine sahip. Kendisini değerli arkadaşım Emiliano ile kısaca da olsa konuşmak, bir Arjantinliden yaşamış en değerli Arjantinlilerden biri hakkında görüş almak dahi son derece güzel hissettirdi.
On Dört Numara’nın Maradona sayısını okumaya Sayı #8: Maradona‘dan devam edebilirsiniz.




